Doğan Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2014 Cumartesi

Haruki Murakami - Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları





Murakami kitapları çıktığı gün uzun kuyruklar oluşturabilen popüler bir yazar. Bu özelliği kimi kitapseverlerin hoşuna gitmese de benim açımda hiç bir sorun oluşturmuyor. Hatta keşke Türkiye'de herhangi bir kitabın ilk çıktığı gün uzun kuyruklar oluşsa da bende saatlerce onu beklesem. Son kitabı "Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları" 23 Ekim günü Doğan Kitap etiketiyle piyasaya çıktı.

Kitabı alıp bir an önce okumayı çok istedim, şimdide bittiğine üzülmüş durumdayım. Kitabın genel melankolik havasının buna katkısı olabileceğini düşünüyorum. Kitap ile ilgili düşüncelerimi paylaşmadan önce belirtmeliyim ki kitabın kapak tasarımı bence harika olmuş. Dünyada ki diğer örneklerle karşılaştırdığımda açık ara en iyi görsele sahip ve içeriğiyle en uyumlu olanı diyebilirim.

Kitabı ilk elime aldığında ismini beğenmemiş fakat Murakami'nin bu isimden de iyi bir şeyler yaratabileceğine güvenmiştim. Yanılmamışım, kitabın uzun ismi kitabın kısa bir özeti gibi. Aslında müthiş yaratıcı bir hikaye yok bu güzel kapağın ardında. Ama Murakami'nin güzel cümleleriyle kurduğu kendine özgü bir dünyada, kısa bir gezintiye çıkmanızı sağlayacak satırlar bulabileceksiniz.

Her kitabında olduğu gibi müzik yine baş rolde. Murakami bu sefer insanın iç dünyasında düşündüğü fakat kimseyle paylaşmaya gerek bile duymadığı, saçma sapan ayrıntılarla dolu iç dünyasını paylaşıyor okurlarıyla. Arkadaşlık üzerine kurulu bir hikaye bu. İlişkiler, renkler ve renksiz hayatın bir kesiti. Ben bir çırpıda okudum, ilk defa Murakami okuyacaklar için çok uygun bir başlangıç kitabı olmuş diye düşünüyorum. Çünkü Murakami gerçeküstü hayal dünyasına bu sefer fazla uğramamış. Kısa bir hikayede tadımlık ve alıştırmalık bir bölüm var ve zevkle okuyacağınızdan eminim. İyi okumalar..

6 Ekim 2012 Cumartesi

Bulut Atlası - David Mitchell



Öncelikle kitabın farklı bir tarzı var. 6 ayrı öykü bir noktasından diğerine bağlanarak ilerliyor. Fakat bu 6 öykünün 5 i yarım bırakılarak ilerliyor ve 6 cı öykü tam bir şekilde merkezde anlatılıp kalan 5 öykünün diğer yarılarına geçiliyor. Bu şekilde anlatılınca karışık gelmiş olabilir,rakamsal olarak yazarsak şu şekilde ilerliyor; 1-2-3-4-5-6-5-4-3-2-1 .. Öykülerin her biri farklı bir tarzda yazılmış; 1.Günlük,2. Mektup,3. Roman, 4.Otobiyografi,5. Soru-cevap ve merkezde ki 6. öykü yerli Zachry’nin anılarını çocuklarına aktarması şeklinde. Öyküler o kadar yarım bırakılmış ki ilk öykünün baskı hatasından kaynaklı bir yarım bırakılış olduğunu bile düşündüm, böyle olmadığını ancak 100 sayfa kadar sonra anlayabiliyorsunuz çünkü.
Aslına bakarsanız kitaptan önce filmden haberdar oldum ve kitap uyarlaması olduğunu öğrendiğimde kitabı merak edip araştırıp okumaya değer olduğuna karar verdim. İyimi yaptım kötümü yaptım ona filmi izleyince karar vereceğim.. Zira genel olarak kitabı beğenmediğimi açıkça ifade edebilirim. Yazarın anlatımı son derece karışık, iki öykü hariç diğerleri benim için zaman kaybı oldu. Hem okuması zor hem de içeriği oldukça sıradan.

 2. Hikayede dahi müzisyen Frobisher’in anıları okunabilir ve eğlenceli geldi bana. Benim fikrime göre kitabı kurtaran ve hatta sadece bu hikayeden romanı oluştursa çok daha başarılı bir roman ve film olacağına inandığım kısım 5. Hikayede ki android garson kız Sonmi-451.

Ekim ayında Türkiye’de de vizyona girecek olan filmin 5 dakikayı aşan uzun bir fragmanı var. Bu kadar farklı hikayeyi anlatmak için filimin de 5 saate yakın olması gerekebilir.. Daha film vizyona girmeden birçok eleştiri almış gördüğüm kadarıyla ama ben izlemeden yorum yapmayı düşünmüyorum. Filmin yapımında  Matrix’in yaratıcılarından Wachowski kardeşlerin olması beni biraz umutlandırsa da kitabın büyük çoğunluğunu beğenmediğim için bana hitap etmesi zor gözüküyor. Yine de izleyeceğim.